Londra’da “Doğu ile Batı Arasında İslam” kitabının yeni İngilizce baskısının tanıtımına yüzlerce kişi katıldı

Düşünür, devlet adamı ve bağımsız Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç’in Doğu ile Batı Arasında İslam kitabının yeni İngilizce baskısı, 10 Temmuz 2026 tarihinde Londra Muslim Centre’da düzenlenen ve aynı zamanda Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yıl dönümünün anıldığı özel bir programla tanıtıldı.

The Cordoba Foundation ve Aliya İzetbegoviç Vakfı organizasyonunda, kitabın yayıncısı Ketebe, Londra Yunus Emre Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin de aralarında başta bulunduğu paydaş kuruluşların iş birliğiyle düzenlenen programa, ülkenin farklı bölgelerinden 400’ü aşkın kişi katıldı. Katılımcılar arasında çok sayıda genç ve ayrıca Türkiye’den gelen bir heyet de yer aldı. Etkinlik, The Cordoba Foundation’ın YouTube ve Facebook kanalları üzerinden canlı olarak yayınlandı ve büyük ilgi gördü. Kısa sürede 300 adet cıvarında kitap da satıldı.

Programın moderatörlüğünü, 25 yıldır Srebrenitsa mağdurlarının haklarını savunan The Cordoba Foundation genel müdürü Dr. Abdullah Faliq üstlendi. Etkinliğin açılışında konuşmacıları ve davetlileri selamlayan Faliq, İzetbegoviç’in bu temel eserini “insanlık durumunun, bilincin ve etiğin metafiziksel temellerinin anlaşılmasına büyük bir katkı” olarak nitelendirdi.

Faliq sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birçoğumuz bu kitabı okuyarak büyüdük. Kitap, İslam’ı yalnızca bir din olarak değil, insanlığın manevi ve maddi ihtiyaçlarını uzlaştırabilecek bütüncül bir dünya görüşü olarak ele alıyor. Çatışmaların, gerilimlerin ve dünya genelinde sağ popülizmin yükselişinin yaşandığı günümüzde, kitap son derece güncel bir önem taşıyor.”

Birleşik Krallık Bosna-Hersek İslam Birliği Başimamı ve Bosna-Hersek savaşının mağduru İmam Sedin Şahman, Kur’an-ı Kerim’den ayetler okudu. Ardından Bosna-Hersek’in Birleşik Krallık Büyükelçisi Ekselansları Osman Topçagiç açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Topçagiç, savaş yıllarında ve Dayton Barış Müzakereleri sürecinde Cumhurbaşkanı İzetbegoviç ile birlikte yürüttüğü çalışmaları hatırlattı.

“Bütün olup bitenlerde karşımda bir devlet adamının yanı sıra insanları derinden önemseyen bir insan vardı. Kendi halkını, diğer insanları ve yalnızca tek bir etnik veya dini grubu değil, herkesi önemserken birlikte yaşamayı mümkün kılacak formülü bulmaya çalışıyordu,” dedi. “Bosna-Hersek, Sayın İzetbegoviç’in çalışmalarını ve hayatını hatırlıyor. Bugünkü Bosna-Hersek, önemli ölçüde onun attığı adımların ve yaptığı çalışmaların bir sonucudur.”

Proğramın en önemli kısmı, Cumhurbaşkanı İzetbegoviç’in kızı ve Alija İzetbegoviç Vakfı’nın kurucularından biri olan Sabina Berberoviç’in konuşması oldu. Başta Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yıl dönümünü münasebeti ile Berberović şöyle konuştu:

“Soykırımın üzerinden otuz bir yıl geçmesine rağmen kurbanları hatırlıyor ve ailelerinin yanında duruyoruz. Babalarını, kardeşlerini ve eşlerini kaybeden binlerce kadın ve çocuğun yanında. Böyle korkunç bir deneyimin ardından yaşamaya devam edebilmek büyük bir cesaret gerektiriyor,” dedi. “Onlar katlanılması imkânsız olana katlanıyor ve kabul edilmesi mümkün olmayanı kabul ediyorlar. Srebrenitsa kadınları, kurban olmaktan çıkıp kahramanlarımız haline geldiler ve çocuklarını gurur ve onurla yetiştirdiler.”

Berberoviç, babasının kitabının ortaya çıkış hikâyesini de anlattı. Aliya İzetbegoviç’in kitabı, henüz lise öğrencisiyken, II. Dünya Savaşı sırasında yazmaya başladığını aktardı. El yazması, 1946 yılında polis ailenin evini ararken kız kardeşi tarafından aile mutfağındaki bir çiçek sandığının altına saklandı. Kitap, yaklaşık otuz yıl sonra tamamlandı. İzetbegoviç, 1980’li yıllarda Devlet Güvenlik Servisi’nin yeniden hedefi haline geldiğinde ise tamamlanmış el yazması Kanada’daki bir arkadaşının yanında güvendeydi.

“Babamı polis götürürken kendisine ne yapacağımızı sordum. O da sadece, ‘Kitabı yayımlayın,’ diye cevap verdi,” diye hatırladı.

Kitap, İzetbegoviç’in siyasi esir olarak cezaevinde bulunduğu 1984 yılında yayımlandı. Sabina’nın kardeşi ve eşi, kitabın ilk nüshalarını Belgrad’dan Saraybosna’ya otomobille taşıdı. Kitaplar bagajda gizlenmişti ve kontrol ve aramalardan kaçınmak için kırsal yollardan geçtiler.

“Umarım Doğu ile Batı Arasında İslam, nerede ve ne zaman okunursa okunsun yalnızca hayra vesile olur,” dedi.

Sanat ve kültürel miras danışmanı ve Ketebe Yayınları’nın Birleşik Krallık temsilciliği direktörü Ömer Faruk Yeni, kitabın içeriğine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

“Bu, Doğu veya Batı hakkında bir kitap değildir, bir medeniyetin diğerine karşı savunusu da değildir. Bu eser, insan olmanın ne anlama geldiği üzerine derin bir düşüncedir. Kitabın ilk yayımlanmasının üzerinden kırk yılı aşkın bir zaman geçti, ancak ortaya koyduğu sorular bugün daha da güncel hale geldi. İzetbegoviç giderek yalnızca Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı olarak değil, aynı zamanda 20. yüzyılın en özgün Müslüman düşünürlerinden biri olarak da tanınmaktadır.”

Önceden kaydedilmiş video mesajıyla programa katılan, Bosna-Hersek savaşında yaralanan bir gazi olan Dr. Admir Mulaosmanović, kitabı günümüz bağlamına yerleştirdi.

“İzetbegoviç’in ortaya koyduğu soru, bugün ilk kez yazdığı zamankinden çok daha güçlü bir şekilde yankılanıyor,” dedi. “Bu bir teolojik metin değildir. İslam’ı günümüz neslinin konuştuğu ve anlayabildiği bir dile tercüme etme çabasıdır. Aynı zamanda bireysel entelektüel gelişime ve kolektif toplumsal eyleme yönelik bir çağrıdır.”

Cambridge Muslim College Dekanı Şeyh Prof. Abdal Hakim Murad, 1980’li yıllarda İzetbegoviç ve beraberindeki sanıkların yargılandığı davayı Amnesty International adına raporlamak üzere Saraybosna’ya yaptığı ziyareti hatırlattı. Murad, Avrupa’nın Bosna’ya verdiği tepkinin hâlâ devam eden temel bir kör noktayı ortaya çıkardığını belirtti.

“Bosna’nın mücadelesi yalnızca askerî bir mücadele değildi. Aynı zamanda Avrupa’nın kültürel gerçeği olgusal gerçeğin önüne koyma kararlılığına karşı bir mücadeleydi,” dedi. “Bugün bunu Gazze’de görüyoruz: Pek çok siyasetçi çaresizlik içinde. Raporları okudular ve ne olduğunu biliyorlar, ancak bu onların kültürel gerçekliği değil ve bu nedenle donakalıyorlar.”

Murad, “Avrupa genelindeki Müslüman toplulukların ufukta toplanan fırtına bulutlarına tanıklık ettiğini” belirterek Bosna’nın hayati bir ders taşıdığını ifade etti:

“Boşnaklar bize bunun nasıl göründüğünü ve bunu nasıl önleyebileceğimizi öğretebilir. Kültürel gerçeklerin karşısına olgusal gerçekleri koymalıyız. Bosna’ya gitmeliyiz, bu büyük edebiyatı okumalıyız ve bu tarihi kendi tarihimizin bir parçası haline getirmeliyiz.”

Yolculukta olması nedeniyle video mesajıyla programa katılan tanınmış Amerikalı ilahiyatçı Şeyh Dr. Yasir Qadhi, kitabı ilk kez 1990 yılında, henüz gençlik yıllarındayken okuduğunu anlattı.

“Bu kitap, bu yüzyılda Müslüman ümmetinin ortaya koyduğu gerçekten özgün ve eşsiz felsefi katkılardan biridir. İkbal’in Dinî Düşüncenin Yeniden İnşası eseriyle benzer bir ruh taşımaktadır. Kitabı özellikle önemli kılan yalnızca taşıdığı mesaj değil, aynı zamanda bunun yazdıkları uğruna bizzat bedel ödemiş bir insanın eseri olmasıdır. İzetbegoviç, rahat bir koltuktan eleştiri yapan bir düşünür değildi. Savaş sırasında halkına liderlik etmek zorunda kalan gerçek bir lider olarak yaşadı,” dedi.

“Bu kitap, özellikle Batı dünyasında entelektüel bir araştırma yoluna girmek isteyen herkes için zorunlu okuma olmalıdır. Çünkü şu soruya cevap aramaktadır: İslam’ı anlaşılır kılan insan tasavvuru nedir?”

Yazar, televizyon ve radyo programcısı, Emel dergisinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Sarah Joseph OBE ise kitabın ilerleme konusunu ele alan bölümüne dikkat çekti.

“İzetbegoviç, ilerleme ile beraber hayatın daha anlamlı, daha mutlu veya daha insani hale gelip gelmeyeceğini soruyor ve cevabı kesin bir hayırdır. Kırk yıl sonra, daha mutlu olduk mu? Cevap yine kesinlikle hayır,” dedi.

Avrupa’da aşırı sağın yükselişine değinen Joseph, korkunun reddedilmesi gerektiğini vurguladı:

“Bu kitap bizi medeniyete çağırıyor. Bize şunu söyleme çağrısı yapıyor: Biz kurban değiliz. Biz fikirlerden ilham alan insanlarız ve geleceğe dair bir vizyonumuz var. Hz. Muhammed yalnızca Müslümanlara değil, bütün insanlığa rahmet olarak gönderildi. Bu, medeniyetlere yönelik bir mesajdır ve tam olarak bu kitap da bize bunu anlatıyor.”

Muslim Council of Britain Genel Sekreteri Dr. Mohammed Wajid Akhter, soykırım sırasında Suudi Arabistan’da çocukken bu kitabı nasıl keşfettiğini anlattı. Kitabın o dönemde camilerinde İngilizce olarak bulunan yalnızca iki kitaptan biri olduğunu belirtti.

“Bir gün imam bana şöyle dedi: ‘İşte Boşnaklar bu yüzden kazanacak. Bir halkı öldürebilirsiniz, ama bir fikri öldüremezsiniz,’” diye anlattı.

Akhter, İzetbegoviç’in vizyon, cesaret ve pragmatizmin liderlerde nadiren bir araya gelen bir bileşimine sahip olduğunu ve bu özelliklerin sonunda halkının varlığını sürdürmesini sağladığını, aynı zamanda gelecek nesillere zamansız bir entelektüel miras bıraktığını vurguladı.

Akhter’e göre İzetbegoviç, her liderin ihtiyaç duyduğu vizyon, cesaret ve pragmatizme sahipti, ancak bunun yanı sıra çok daha nadir rastlanan bir özelliğe de sahipti.

“Çok az Müslüman liderin yaptığı bir şeyi yaptı: görevinden kendi iradesiyle ayrıldı,” diye vurguladı Akhter. “Müslümanların 1.400 yıllık tarihinde liderler geleneksel olarak görevlerinden ancak mezara girdiklerinde ayrıldılar. İzetbegović ise bundan önce ayrılmayı tercih etti ve böylece karakterinin gerçek büyüklüğünü gösterdi.”

Saraybosna kuşatması sırasında yaralanan eski BBC savaş muhabiri Martin Bell ise sağlık sorunları nedeniyle etkinliğe katılamadığı için özürlerini iletti.

Dr. Abdullah Faliq, katılımcıları dua etmeye ve bu yıl kimlikleri tespit edilen, cenaze törenleri 11 Temmuz’da Srebrenitsa’da gerçekleştirilecek olan on soykırım kurbanını düşünmeye davet etti. Ayrıca Bosna-Hersek İslam Birliği Reisu’l-uleması tarafından aynı gün Saraybosna’da gerçekleştirilen hutbeye dikkat çekerek, hutbenin kararlılık ve sarsılmaz inanç konusundaki güncel mesajlarını vurguladı.

Faliq, gençleri Srebrenitsa tarihini araştırmaya ve Dr. Emir Hadžikadunić tarafından hazırlanan Srebrenitsa Soykırımı: 30 Yıl Sonra – Anlamak, Hatırlamak, Harekete Geçmek başlıklı özel yayını okumaya davet etti. Yayında Bosna-Hersek Reisu’l-uleması, Bosna-Hersek Büyükelçisi ve ICMP Direktörü Kathryne Bomberger’in değerlendirmelerine de yer veriliyor.

Sarah Joseph ise katılımcıları Bosna-Hersek’i ziyaret etmeye çağırdı:

“Gelin, ekonomiyi destekleyin, insanları destekleyin ve onların hikâyelerinin hiçbir zaman unutulmamasını sağlayın.”

Gecenin kapanışında Dr. Abdullah Faliq, 31 yıl geçmesine rağmen hâlâ sevdiklerinin kalıntılarını bulmaya devam eden ailelerin taşıdığı derin acıya dikkat çekti.

“Bunu yılda yalnızca bir kez yapmayalım,” çağrısında bulundu. “Srebrenitsa’nın ateşini canlı tutmalı ve bu hikâyeleri yıl boyunca anlatmalıyız.”

Fotoğraflar: The Cordoba Foundation

Kitabı İngilizce olarak buradan sipariş edebilirsiniz: KUBE publishing

ALIJA IZETBEGOVIĆ VAKFI

Share